Kara Tahta’da Propaganda Müzikleri Aktarımı Yapıldı

Aktarımımızda önceki aktarımda da geçen müziğin tarihsel gelişimi kısaca özetleyerek başladık. Müziğin ilk çaglardan beri varolduğunu, ortaçağda(9.yy) kilisenin egemenliği altına girdiğini ve ilerleyen zamanlarda da saray müziği olmaktan uzun yıllar(1800lüyıllar) çıkamadığından sarayın müziği olduğundan bahsettik. Bundan dolayı batı müziği diye bilinen ve tarihsel olarakta ulaşabildiğimiz müziğin büyük kısmının devletlerin, sarayların ve kiliselerin egemenliği altında gelişen müzik olduğunu söyledik.

 

Bunun 19.yynin ortalarına doğru yıkılmaya başlamasıyla halkın içinden çıkan müziklerinde artık kabul görmeye, tanınmaya ve paylaşılmaya başlandığından bahsettik. Halkın içinden çıkan müzik elbetteki içindeki baskıya, sömürüye vede iktidarlara isyan nüvelerini taşıyacaktı. İlk dönemler halk müziğini icra eden sanatçıların müzisyen olmamakla suçlanıp saraydan dışlanmasından ama bununda bir karşılığının olmayışından bahsettik. Bu politikalar sonuç vermeyince iktidarlar bu sefer halk müziğini hem standartlar koyarak hemde kendileri tepeden inme müzikler ürettirerek kontrol altına almaya çalışmasından bahsettik.

 

Savaş müziklerini üreterek devletlerin halka müziğiniz budiye tanıttıkları müziklere hücum borusunun çıkış döneminden başlayarak değindik. Kızılordu korosuna, mehter takımına, nazi propaganda müziklerine değindik. Devletlerin milli marşlarından bahsetmeye gerek olmadığını söyledik 🙂 Meseleyi sonrasında ise A=440mHz’nin isyan müziklerinin ve/veya halk müziklerinin insanın içindeki duyguları tam olarak harekete geçiremediği yönünde son yıllarda ortaya konan teoriden bahsettik. Teoriye göre müzik piyasasını elinde bulundurmak isteyen kapitalistler ve iktidarlar isyanın müziklerinin halktaki karşılığını tam olarak bulamaması için radyo tv ve stüdyo kayıtları için enstür an akortlarını A=440mHz’eayarlama zorunluluğunu getirip yasak getirmeden bir türlü kontrol mekanizması işlettiğinden konuştuk.

Ama her ne yaparlarsa yapsınlar Victor Jara’nındaa dediği gibi “Bir halkın türkülerini yapanlar, yasalarını yapanlardan güçlüdür.” Halkımızın ve isyanın müzikleri; değil albümleri yasaklamak, toplatmak, değil kayıtları duygusuna uygun olmayan akortla almaya zorlamak Victor Jara’ya yapıldığı gibi çalamamız için parmaklarımızı dahi kırsalar, dilden dile, kuaktan kulağa dolaşmaya devam edecektir. İktidarlar her alanda tepemizde bitiyorsa isyan kaçınılmazdır, isyanımız müziksizde olmuyor tabiki

X